Tarayıcınızda JavaScript özelliği kapalıdır!

TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ GENEL YÖNETİM KURULU ÜYESİ

TARIK ZİYA EKİNCİ’NİN KONUŞMASI

3 Ekim 1965

İşçiler, az topraklı köylüler, esnaflar, memurlar, subaylar, toplumcu aydınlar;

Anayasamızın 12. maddesi her türlü ırk, din, dil ve mezhep ayrımını yasaklar. Oysa yabancı sömürücülerle el ele çalışan çıkarcı çevreler, yani toprak ağaları, tefeciler, vurguncular, yabancı sermaye güzel yurdumuzda vatandaşlarımızı Türk diye, Kürt diye, Ermeni, Rum, Çerkez ve Arap diye, Hıristiyan, Müslüman diye, Alevi, Sünni diye birbirinden ayırarak sömürmelerini yürütmektedirler.

Bazı yurttaşlarımızın aşağı ırk, aşağı din ve mezheplere mensup oldukları görüşü yaygın halde tutularak bir yandan ayrılıklar yürütürken, öbür yandan rahatlıkla sömürmek için bir kısım yurttaşlarda aşağılık, zillet ve kendi nefsine güvensizlik duyguları yaratılmaktadır.

Emekçi kardeşim,

Sen sömürüldüğün için sömürmeye vasıta olan her türlü ayırıcılığın ve hor görmenin karşısındasın. Gerçekten de mensup olduğun ırk mensup olduğu din ve mezhep ne olursa olsun çalışarak geçinmek zorunda olduğun için çalışmadan senin sırtından geçinenler tarafından hor görülmektesin. Bu bakımdan Anayasamızın öngördüğü kardeşliği, beraberliği ve insan sevgisini ancak sen gerçekleştirebilirsin. Senin biricik siyasi partin olan Türkiye İşçi Partisi’nin, yani senin iktidara gelmenle her türlü sömürme, kula kulluk son bulacağından ırk, din, mezhep ve dil ayrılıklarıyla bunların sebep olduğu elim vaziyetler son bulacaktır.

Sömürmek için sürdürülen ayırımlar bu güzel yurdumuzda, ayrıca bölgeler arasında ekonomik ve kültürel farkların doğmasına ve bir dengesizliğe yol açmıştır. İşte, Batı illerimize nazaran Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde gördüğümüz geri kalmışlık, sefalet ve perişanlığın sebebi budur. Halbuki yurdumuz bölünmez bir bütündür. Bu bütünlüğün gerekleri yerine getirilmeli ve Doğu’nun geri kalmışlığına mutlaka bir son verilmelidir.

Sömürücü çevreleri temsil eden iktidarlar hiç utanmadan Doğu’yu bir mahrumiyet bölgesi olarak ilan etmekte ve bu bölgede görev alan memurlara yalnız üç yıl çalışma zorunluğu tanımaktadırlar. Bu, utanç vericidir. Bütün ömrü boyunca Doğu Anadolu’nun mahrumiyet şartları içinde yaşayan milyonlarca yurttaşın haliyle alay etmektir.

Çilekeş emekçi kardeşim;

Doğu Anadolu’nun mahrumiyet bölgesi olarak resmi dilde itirafını bulan bu acıklı halini milyonlarca insanın açlık, sefalet ve perişanlık içinde olmasına rağmen Doğu’nun kudreti bir avuç toprak ağası devlet eliyle ve halkın durmadan sömürülmesi pahasına zenginleşmektedir.

Doğulu ağalar Batılı ağalarla el ele Doğu’yu sömürmekte ve Doğulu halkımızın mağara misali barınaklarda yoksulluk içinde açlık ve salgın hastalıklarla savaşarak ömür tüketmelerine sebep olmaktadırlar.

İşçiler,

Irgatlar,

Topraksız Köylüler,

Az topraklı köylüler,

Esnaflar,

Memurlar,

Subaylar,

Emeğiyle geçinen yurttaşlar;

Toprak ağaları yabancıya aracılık eden kapkaççı ticaret çevreleri, tefeciler, vurguncular sana Doğu’da yaşayan çilekeş yurttaşları kötü, bayağı ve aşağı ırktan insanlar gibi göstererek senin asil insani duygularını körletmek suretiyle hem seni hem de Doğulu kardeşlerimi büyük bir rahatlık içinde sömürmektedirler. Doğulu kardeşlerimin daha insafsızca sömürülmesi ve onun insanlık dışı şartlar içine itilmesiyle, sana aşılanan bu duyguları haklı göstermeye çalışmakta, Doğulu kardeşlerine de zillet ve meskeneti değişmez kaderiymiş gibi telkin etmektedirler.

Oysaki hor görülen, aşağı yaratık olarak gösterilen Doğulu fukara emekçi halkımızın sömürülmesiyle semiren Doğulu ağalar ise üst tabakaların siyasi partilerinde görev almakta ve en yüksek makamlara getirilerek sömürmek için sahip oldukları ekonomik ve geleneksel kuvvetleri siyasal güçle de pekiştirilmektedir. Doğulu ağaların ve sömürücü sermaye çevrelerinin halkı sömürerek topladıkları zenginlikleri Batı illerimize aktarmaları Doğu’nun geri kalmışlığının bir diğer sebebidir. Gerçekten pek çok Doğulu ağa kazandıklarını İstanbul Ankara gibi büyük şehirlere götürüp oralarda iş tutarlar, ev apartman yaparlar.

Ağalar sırtından geçindikleri halka üstelik bir eşya gözüyle bakarlar. Halkı emir kulu olarak kullanırlar. Yalnız çalışma hayatında değil aile hayatında da, oyunu kime vereceğine de karışırlar. Bu ağalık düzeni egemen çevrelerin ve onların siyasal iktidarlarının yürüttüğü ve güçlendirdiği bir düzendir.

Doğulu emekçi kardeşim;

Şimdi yalnız sana sesleniyorum;

Hep senin aleyhine işleyen bu düzen içinde seni şaşırtan bazı olaylar doğruyu görmene ve kendi yararına hareket etmene engel olmaktadır.

Mesela seni şaşırtan bu olaylardan birisi zaman zaman toplumda bir buhran belirince bazı Doğulu ağaların sürgün edilmeleridir. Sen sanırsın ki bunlar senden yana oldukları için gadre uğramışlardır. Bunun için onlara daha çok itibar eder, daha çok bağlanırsın. Böylece büsbütün bir çıkmaza girersin. Oysa onların sürülmelerinin asıl sebebi bir yandan Doğulu ağalar arasında sen ben kavgasıdır. Öbür yandan da Batılı ağaların kendi, körükledikleri şoven hislerinden yararlanarak dikkati başka tarafa çekmek arzularıdır. Nitekim buhran geçtikten sonra ağalar sürgünden dönerler ve yeniden Batılı ağalarla el ele vererek eski düzeni devam ettirirler. Seni gene sömürürler.

İşçiler, ırgatlar. Topraksız az topraklı köylüler, esnaflar, memurlar, subaylar, toplumcu aydınlar, size sesleniyorum; bu güzel vatanda yaşayan kendi emekçi kardeşlerimize kin ve nefret duyguları beslemenin sizlere, yani bütün milletimize yarar değil zarar getirdiğini bu duygularla yapılan her davranışın toprak ağalarına, tefecilere, kapkaççı ticaret çevrelerine yaradığını, milletimizin geri kalmışlığına ve sefaletine sebep olduğunu bilmenizi isterim. Ayrıca bu türlü yurt bütünlüğünü bölücü fikir ve hislerin emperyalist devletlerin işine yarayabileceğini de bilmeliyiz. Bu yönden de uyanık olmalıyız.

Emekçi kardeşim, emekten yana aydın kardeşim; seni üzen ırk ayrımı, din ve mezhep ayırımı ile, kardeşlerinin hor görülmüşlükten ve ezilmişlikten kurtulmasını, gerçek şahsiyetine kavuşarak insanlık haysiyetine yaraşır bir hayat düzeyine ulaşmasını istersen ağalara, tefecilere, yabancıya aracılık eden kapkaççı ticaret çevrelerine karşı kendi öz partin olan Türkiye İşçi Partisi’nin etrafında toplanmalısın.

Türkiye İşçi Partisi insanın insan tarafından sömürülmesine karşıdır.

Bunun için ırk, dip, mezhep ve dil ayrılıklarıyla bu ayırımların sebep olduğu hor görülmeye ve ezilmişliğe de içtenlikle karşıdır. Bütün yurttaşların maddi ve manevi bakımdan yücelmesini sağlayacak, emeği en yüce bir değer haline ve çalışmayı da zillet değil bir şeref haline getirecektir.

Emekçi kardeşim;

Yurtsever aydın arkadaşım;

Doğu’nun geri kalmışlıktan, sefalet ve perişanlıktan kurtulmasını Doğulunun da hor görülmek ve ezilmişlikten kurtulmasını, Doğu’nun her yönden kalkınmış en ileri bölgelerle aynı düzeye ulaşmasını istersen her türlü sömürmeye karşı olman ve bunu gerçekleştirecek senin öz partin Türkiye İşçi Partisi saflarında toplanarak onun demokratik yoldan iktidara gelmesi için savaşman gerekir.

Doğu’nun kalkınması ve Doğulunun insanlık haysiyetine kavuşarak bütün insani haklarını kullanabilmesinin biricik yolu köklü bir toprak reformu yapılarak ağalığın zararlı nüfus ve hâkimiyetine son vermek, devlet eliyle ve halkın denetimi altında yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin işletilmesi, Doğu’da sanayinin kurulması okul, hastane, yol ve diğer bayındırlık işlerinde Doğu’ya öncelik verilmesiyle mümkündür. Bu da ancak halktan ve emekten yana, emekçi halkımızın toplumcu yurtsever aydınlarla el ele kurduğu ve yürüttüğü Türkiye İşçi Partisi’nin iktidara gelmesiyle mümkündür.

İşçi,

Topraksız ve az topraklı köylü,

Esnaf, memur, subay

Toplumcu aydın arkadaşım,

Irkından dininden mezhebinden ve dilinden ötürü hor görülen yurttaş maddi ve manevi çilelerinin son bulmasını güzel yurdumuzun tam bağımsız, hür, sanayileşmiş bir ülke haline gelmesini, insanlarının müreffeh mesut ve kültürlü olmasını istersen 10 Ekim seçimlerinde oyunu Türkiye İşçi Partisi’ne ver.

Türkiye İşçi Partisi muhalefette dahi senin istediklerini dile getirecek ve ağa partilerinin karşısına dikilerek senin yararına işler yapılmasını sağlayacaktır.

Emekçi ve aydın kardeşim; Doğu’nun değişmez sandığın kaderinin değişmesi ve özlemini duyduğun Doğu kalkınmasının gerçekleşmesi için oyunu Türkiye İşçi Partisi’ne ver.