TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ GENEL SEKRETERİ RIZA KUAS’IN KONUŞMASI 27 Eylül 1965 İşçiler, köylüler, sendikacılar, ırgatlar, memurlar, küçük esnaflar, yazarlar, öğretmenler, emekliler. Bir köylü kardeşimin dediği gibi, cephede ve de seçimde vatandaş, bunun dışında bir taş olanlar, size sesleniyorum. Yalnız ve yalnız size sesleniyorum. Tüm emekçiler ve emekten yana olanlar sizden olan tek parti Türkiye İşçi Partisi, sizin partiniz, tarihimizde ilk defa genel seçimlere katılıyor. Bundan sonra bizim de başımızı dik tutmamız, bizimde bir numaralı vatandaş olmamız için, emeğimizin hakkını alabilmemiz, yoksulluktan kurtulmamız için, toprağa kavuşmamız için, çocuklarımızı okutabilmemiz için, doktorsuz, ilaçsız kalmamamız için, geleceğe güvenle bakabilmemiz için, işsiz kalmamamız için, aile yuvamızda çoluk çocuğumuzla rahatça, insanca yaşayabilmemiz için, Türkiye İşçi Partisi seçimlere katılıyor, oylarınızı istiyor. Emekçi kardeşlerim, Bugüne kavuşmamız kolay olmadı. Ve de hiç kolay olmadı. Tarihimizde ilk grev, ilk işçi hareketi, bundan yüz yıl kadar önce yapıldı. Emekçiler haklarını savunan ilk parti 60 yıl önce kuruldu, ilk gazete gene o zamanlar çıktı. O günden bu yana bunca yıl geçti. Bize sözümüzü söyletmediler. Emekçiler uyanmasın, haklarına sahip çıkmasın, bu sömürücüler saltanatı, bu yalan dolan, bu dalavereciler saltanatı sürüp gitsin istediler. Doğruyu söyleyeni dudaklar mühürlendi. Gerçeği yazan kalemler kırıldı. Emekçilerin her şeye rağmen uyanan, bilinçlenen öncüleri, en yavuz, en gözü pek temsilcileri, direnen işçi, usta, sendikacı, direnen yarıcı, maraba, azap; bu uğurda hayatını adamış cesur ve bilgili yazarlar, düşünürler susturuldu. Hayatları kahredildi. Bu, tek parti devresinde de böyle oldu, çok parti devresinde de böyle oldu. Uyanmayı önlemek, hiç değilse geciktirmek için, çok particilik, demokrasicilik oyunu icat ettiler. Emekçi halka söz hakkı tanımadılar. Emekçilerin kendi partilerini kurup geliştirmelerine imkân vermediler. Çünkü emekçi halkın iktidara gelmesinden yurt yönetiminde söz sahibi olmasından korkuyorlardı. Kardeşlerim, Bu çıkarcılar işçilerin sendikalar kurup iktisadi hakları için mücadele yapmalarına da imkân vermediler. 1946’da kurulan hür sendikaları kapattılar, 1947’de toplu sözleşme yapmak, grev yapmak haklarından yoksun, göstermelik sendikalar kurdurdular ve başlarına da kendi adamlarını koydular. O zamanın muhalefet partisi olan D.P. grev hakkı vereceğini vaat ederek oylarımızı aldı. Fakat iktidarda kaldığı on yıl içinde grev hakkı vermek şöyle dursun, o göstermelik sendikaların bile kapılarını mühürledi. İşçilerin sesinden bu kadar ürküyorlardı. Şimdi bazı partiler işçilere grev hakkı verdik diye övünüyorlar. Bize onlar grev hakkı vermediler... Tam aksine, 27 Mayıs Anayasası’nın tanıdığı grev hakkını kısıtlayıp kuşa çevirdiler. Üstelik işçileri açlığa mahkûm etmek demek olan ve Anayasamızda da bulunmayan lokavtı patronlara hak diye tanıdılar. İşte bunun için T.İ.P., yani sizin partiniz, bu kanunun kabul gününü matem günü ilan etmiştir. Bu da onlara yetmedi. Bu kanunu da uygulamadılar. Zonguldak’ta primlerin âdilane dağılmasını isteyen işçiler kurşunlandı. Çan Seramik Fabrikası’nda, İzmit Tarım Koruma İlaçları Fabrikası’nda, Kırıkkale’de ve de Türkiye’de yapılan bütün kanuni grevlerde işçilerin karşısına polisle, jandarmayla, hapisle, kısaca kaba kuvvetle çıktılar. Anayasa teminatı altında bulunan ve demokrasimizin temel taşlarından biri olan en büyük işçi teşkilatımız TÜRK-İŞ polislere bir esrar tekkesi gibi bastırıldı ve arattırıldı. Kardeşlerim, Bütün bunlar olurken partiler elbirliğiyle milletvekili maaşlarını artırmak için el çabukluğu ile kanun çıkardılar. Bütün bunları yapanlar işçinin, köylünün karşısına polisi, jandarmayı dikenler, şimdi oy isteme zamanı gelince huzurdan ve kardeşlikten söz ediyorlar. İşçiler, köylüler, sendikacılar, ırgatlar, küçük esnaflar, subaylar, yazarlar, öğretmenler, emekliler, yani tüm Türk emekçileri, şimdi size T.İ.P. iktidara geldiği zaman neler yapacağını, ya da muhalefetteyken nelerin yapılması için savaşacağını göstermek amacıyla bazı örnekler vereceğim: 1- Vergi adaleti mutlaka sağlanacaktır. Verginin ağır yükü çok kazanana yüklenecektir, herkesin kazancına göre vergi alınacaktır. Asgarî ücretten vergi alınmayacak ve bu ölçü bütün kazançların vergi indiriminde esas alınacaktır. 2- Tasarruf Bonoları mutlaka kaldırılacaktır. 3- Toplu Sözleşme, Grev, Sendikalar Kanunları, Deniz-iş, Personel, Memur Sendikaları Kanunları, Sosyal Sigortalar, iş Kanunları, Anayasaya tam uygun bir şekilde, yani emekçilerin yararına değiştirilecektir... Lokavt mutlaka yasaklanacaktır. 4- Haftada 40 saatlik çalışma esası uygulanacaktır ve bu çalışma süresi için işçiye ailesini insanca yaşatacak bir ücret ödenecektir. 5 - Ücretler oynak merdiven sistemine göre düzenlenecektir. 6- İşsizlik Sigortası mutlaka kurulacaktır. Ve bütün yaşlılara emeklilik hakkı tanınacaktır. 7- Herkes Sosyal Sigortalardan yararlandırılacaktır. Tarım işçisinin teşkilatlanması, toplu sözleşme ve grev haklarını şehirli işçi gibi kullanabilmesi imkânları sağlanacaktır. 8- Sosyal sigorta fonları patronlara kredi olarak peşkeş çekilmeyecek, ve verilmeyecektir; aksine yalnız emekçiler yararına kullanılacaktır. 9- Eğitim eşitliği sağlanacaktır. Bu maksatla kabiliyetli halk çocuklarının bütün ihtiyaçları devlet tarafından sağlanacaktır, böylece bu yavrularımıza en yüksek derecesine kadar bütün okulların kapıları açık bulundurulacaktır. 10- Köy Enstitüleri mutlaka açılacaktır. 11- Toprağı olmayan ya da yetmeyen köylülere parasız toprak dağıtacak ve tapuları ellerine verilecektir. Toprak ağalarının elinde 500 dönümden fazla toprak bırakılmayacak, toprağı geçimine yetecek kadar olan orta halli çiftçilerin toprağına dokunulmayacaktır. 12- Tarımda verimi artırmak için köylülere her türlü teknik ve para yardımları yapılacaktır. Köylü tefecinin ve aracı tüccarın elinden kurtarılacaktır. 13- Petrol Kanunu yürürlükten kaldırılacak, verilen imtiyazlar kanunla geri alınacaktır. Milletin malı olan petrolümüz ve madenlerimiz iç ve dış sömürücülerin elinden kurtarılacak, halk yararına işletilecektir. Görüyorsunuz ki arkadaşlar biz yapacağımız her şeyi açık seçik söylüyoruz. Hiçbir şeyi ağzımızda gevelemiyoruz. İşte bunun için öbür bütün partilerden ayrıyız... Kardeşlerim; bütün bu yukarıda saydıklarımın yapılmasını istiyorsan, hor görülmemek istiyorsan, kişiliğine saygı gösterilmesini istiyorsan, gerçekten hür ve mutlu olmak istiyorsan, yani yoksulluktan, evsizlikten, işsizlikten, doktorsuzluktan ve yabancı sömürücülerden kurtulmak istiyorsan TİP’nin açtığı kurtuluş savaşına sen de katıl. |