Tarayıcınızda JavaScript özelliği kapalıdır!

YAZAR MAHMUT MAKAL’IN KONUŞMASI

5 Ekim 1965

Kardeşler,

Niğde’nin Demirci Köyü’nde doğmuş ve Köy Enstitüsü’nde okumuş bir öğretmen olarak sizlere sesleniyorum.

Biz, Türkiye İşçi Partisi olarak, her doğan çocuğun Amerika’ya binlerce lira borçla doğduğu ve işleri Arap saçına döndürülmüş ülkemizi bağımsız ve kaynakları kendi insanına yönelmiş aydınlık bir Türkiye haline getirmek istiyoruz. Bunu programlaştırdık ve de açık açık söylüyoruz. Öteki partilerin buna yanaştığı yok. El emeğimizi, madenimizi, petrolümüzü yabancılarla ortaklaşa sömürdükleri yetmiyormuş gibi, bir de tatlı vaatlerle bizi kandırmaya devam etmek istiyorlar. Yıllardır geveledikleri bir sürü cağız cuğuz arasında işçi ve köylü çocuğunu da okutacağız, diyorlar. Dediklerini bırakalım da yaptıklarına bir bakalım:

Kardeşim, köylüm,

Senin, ilkokulu bitirmiş 70 bin çocuğun, bu yıl öğretmen okullarına alınmak için sözde imtihanlara sokuldu. Bunların içinden yalnız 3 bin çocuk okullara alındı. 667 bin çocuk boynu bükük köyüne döndü. İşte çocuğunu okutacağız diyenlerin yaptıkları bu. Çocuğunu okutacağız demeleri sadece oy içindir. Öyle olmasaydı, her yıl 67 bin çocuğu okulsuz bırakırlar, senin çocukların için Köy Enstitüleri’ni açan insanları ezerler, Köy Enstitüleri’ni açacağız diyen, halkın çocuğunu eşit şartlarla ve toptan okula kavuşturacağız diyen Türkiye İşçi Partisi’ne saldırırlar mıydı? Derdinle deli olur göründüklerine bakma, düşünüyorlar ki, okuyan insan yalnızca kâtip olmaz. Haksızlığa, zorbalığa da karşı çıkar, kendini ve vatanını soydurmaz. Bilirler ki, halk çocukları uyanınca, onları kendi sırtından geçindirmez.

Bakınız:

Ereğli’nin Yıldızlı Köyü’ne doktordan bir aday gelir. Konuşmasına başlarken, “Köyünüzün yakınındaki enstitüyü kapattık, kızlarınızın erkeklerle bir arada okumasını, önledik, namusunuzu kurtardık,” diye başlar. Bunları, tarlada kadın erkek omuz omuza çalışan insanlara söylemektedir. Doktoru tanıyan Necip emmi bu adama şöyle der: “Senin kızın lisede erkeklerle aynı sırada oturuyor, ya sizin namusunuzu kim kurtaracak?” Söyleyecek laf bulamaz bunun üstüne. Bunların namus, ahlak anlayışları da böyle yalana aldatmacaya dayanır. Karşılarına çıktın mı saman alevi gibi sönerler. Korkuları, gerçekle karşılarına çıkılmasındandır.

Köylüm, kardeşim,

Ne yazık ki, senin kurtulmana tam zıt tutumda olan bütün bu partilere, sırf cahil bırakılman yüzünden şimdiye dek ilgi göstermekte devam etmen de senin dolmaz çilendir. Bunda suç bugüne kadar senin kendi öz partini kurman için fırsat vermeyenlerdedir. 70 bin çocuktan 67 binini neden okullara almıyorlar, neden onlara yeni okul açmıyorlar? Çünkü, onların her biri, okursa en azından bir uyanık Necip Emmi olacaktır. Şehirlerin gecekondularını, köyleri dolduran yurttaşım. İşte budur senin çocuğuna yapılan. Sen uyanmazsan, sen kendi davalarına sahip çıkmazsan, Meclise kendin girmezsen, kanunlar hep bu anlayışla çıkar. Memleketin işleri de bu anlayışla yürütülür. Kanunları kendilerine göre yapar, kendileri için uygularlar. İşte petrol kanunu, işte yabancı sermaye kanunu işte yatılı okullar kanunu.

Evet, yatılı okullar kanunu:

Fakir halk çocuklarının ortaokul ve liselerde parasız yatılı okumaları için Atatürk’ün 1928’de çıkardığı kanun aksi yönde işletilmektedir.

Bu kanunun çıktığı yıl 1300 çocuk parasız yatılı okullara alınmıştı. Kanun doğru dürüst uygulansaydı, 1965 yılında 30 bin halk çocuğunun yatılı ortaokul ve liselere alınması gerekirdi. Oysa bu yıl, sadece 1500 çocuk alınmıştır bu okullara. Bırakın halk çocuklarına yeni okullar açmalarını, eldeki imkânları bile büyük sermayedarların, yani halk sömürücülerinin çocuklarına kullanmışlardır: Danışıklı dövüşle fukara ilmühaberi alıp çocuklarını buraya verenlerin, büyük tüccar, müteahhit, toprak ağası ve siyaset kodamanları olduğu tespit edilmiştir. Onlar fakiriz diyor, onların adamları da senden topladığı vergilerle, onların çocuklarını okutuyor. Sana dört yılda bir şirin nutuklar çekip sonra geri çekilenlerin bütün yaptıkları buna benzer. Fakir ilmühaberi ile çocuk okutarak senin hakkını çalanların, gelirlerinin de 30 binle 600 bin lira arasında olduğu tespit edilmiştir. İçlerinde Midyatlı biri var ki bunların, oğlunu Galatasaray Lisesi’nde bedava okutan bu fakir fakircik vatandaşın uçsuz bucaksız tarlalarını, koyun sürülerini bırakın, yalnız 12 değirmeninden aylık geliri 24 bin liradır. Hem seni sömürüyorlar, hem kendi yaptıkları kanunların boşluklarından faydalanarak fukara geçiniyorlar.

Kardeşler,

Yeryüzünde işleri böylesine ters giden bir ülke zor bulunur. Bunu bu hale getiren ve devam ettirmek isteyenler utanmalı, susmalıdır. Zaten sen, halkım sen, yurdun her yerinde davullu zurnalı fakat fikirsiz miting yapanlara göstermediğin ilgiyi Türkiye İşçi Partisi’nin toplantılarına bilinçle göstererek onları utandırmaktasın.

Evet yurttaşlarım, tek dersten, çift dersten takılan yığınlarla çocuk sokaklarda kaldı. Bu utanç verici bir durumdur. Böyle eğitim olmaz. Ülkemizde her yüz kadından 97’si okuma bilmez, yüz kişiden 85’i ilkokulu bitirmez, yani halk çoğunluğu karanlıklar içinde kıvranır. Halk çocuklarının üniversiteye gitmesi hayaldir. Ayrıca gidebilenler için üniversite masrafları aile bütçelerinin kaldıracağı gibi değil. Doğru dürüst öğrenci yurtları yoktur. Kız öğrencilerimiz yurt yönünden daha da müşkül durumdadırlar. Gençliğimiz sanat ve spor ihtiyaçlarını karşılayacak kuruluşlardan ve imkânlardan yoksun bırakılmıştır. Ötede, ilköğretim çağında 1,5 milyon çocuk okulsuz, öğretmensizdir, it taşlar köylerde. 17 bin köyün semtine okul ve öğretmen uğramamıştır. Köylerimize o kadar hürriyet verilmiştir ki, isteyen açlıktan, isteyen kızamıktan, veremden, trahomdan ölmektedir. Demokrasimiz zedelenir diye, ilaç, doktor, hastahane düşünülmemiştir. Türkiye İşçi Partisi’ne saldıracakları yerde bu meselelere saldırsalar ya!

Emekçi yurttaşlarım,

Neden böyledir bu? Çünkü, eğitimi eğitimlikten çıkaranlar, özel sektörcü kitaplarla işbirliği eden ve sana sırtını dönmüş olan Eğitim Bakanlığı ilgilileridir. Çocuklarınıza kaliteli, güzel baskılı ve ucuz kitap devlet eliyle basılıp verilebilecekken, bu yolları politika ağalarıyla kafaları uyuşan Bakanlık yetkilileri tıkamışlardır. Kendileri de bazı yazarlarla ortaklaşa bu kalitesiz kitaplara imza atıp ateş pahasına satılmalarını sağlayarak kazanç yoluna sapmışlardır. Utanmayanların ve senin derdinden zerrece heyecan duymayanların buldukları soygun yollarından birisi de budur. Kitap defter bezirgânlığı yüzünden Devlet okulları nerdeyse paralı bir duruma getirildi. Oysa Anayasamıza göre özellikle ilkokul çocuğunun bütün masraflarını Devlet yüklenmiştir. Fakat bu sorumsuz kişilerin yönetimindeki Devlet bu masrafları vatandaşın sırtına yükleyip işin içinden çıkmıştır. Öte yandan önüne gelen özel okul açmış para babalarının çocuklarına para ile diploma dağıtmaktadır. Amerikalıların ve Amerikanlaştırılmışların elinde bulunan Eğitim Bakanlığı devlet okullarını bırakmış, var gücüyle özel okullarla ilgilenmektedir. Üç Amerikalı uzmana danışa danışa program taslağı hazırlayan Şube Müdürünü gördüm de Türklüğümden utandım. Bu bir dehşettir. Eğitim düzeninin değiştirilmesi, hayat için eğitim ilkesinin uygulanması, millilikten çıkıp Amerikanlaşan eğitimimizin millileştirilmesi şarttır. Bilimsel esaslara oturtulması şarttır. Bunun için de yurttaşın ve tüm öğretmenlerin yaka silktiği Eğitim Bakanlığı’nın bugünkü küflü kafalardan kurtarılması gerekir. Bunu da Türkiye İşçi Partisi’nden başkasının yapabileceğini aklına getirme. Yapsalar yaparlardı.

Öğretmenim, kardeşim,

Kurtuluş yolundayız. Sürgünler, tehditler seni yıldırmasın. Anayasayı tastamam uygulayıp milli geliri hakçasına böldüğümüz gün hepimizin yüzü gülecektir. Güzel günlere gitmenin savaşını veriyoruz. Hürriyetin ve demokrasinin sahtesini getirenler eğitimin de kendisini değil, eğitim haftasını getirmişlerdir. Türkiye İşçi Partisi eğitimin gerçeğini tüm yurt çocukları için getirmeye kararlıdır. Köy Enstitüleri’ni hem açacak hem sayılarını artıracaktır. Bunu açık açık programına oturtmuştur. Halk akademileri ve gece üniversiteleriyle birlikte çalışmaların; çocuklarına anaokulları, kimsesiz çocuklara yetiştirme yurtları, halk çocuklarına yüksek öğrenim yurtları, köy okulları ve bölge köy ortaokulları devlet eliyle yapılacak ve yurt yüzeyinde her kademede öğretim parasız hale getirilecektir. Partimizin hemen el atacağı, yapılmasında direneceği kuruluşlardır bunlar.

Atatürkçü toplumcu aydın, emekçi halkım,

Eğitim çıkmazı Türkiye’mizin kanamakta devam eden bir yarası, büyük gerçeklerinden biridir. Türkiye, İşçi Partisi’nin ortaya getirdiği çözüm yollarından başka hiçbir şey seni bu çıkmazdan kurtaramayacaktır. Yıllar geçerken bunu daha iyi kavrayacaksın.

Köylünün namusunu kurtardım deyip de kendi namusunu kurtaramayanların programlarında böyle şeyler yoktur. Onlar mutlaka bir devlete peyk olma sevdası çekerken, bağımsızlığımıza, dış ticaretin devletleştirilmesine, petrolümüzün millileştirilmesine sahip çıkan biziz. Milli kaynaklardan elde edilecek milyarları millet işlerine yatırmayı programlaştıran tek parti Türkiye İşçi Partisi’dir. Ötekilerin petrolü millileştirmekten nasıl ürktüklerini radyo konuşmalarından işitiyorsun. Birkaç yabancı şirketten bile korkanların devlet gemisini nasıl yürütecekleri meraka değer doğrusu. Zaten nasıl yürüttükleri de ortada ya.

Yurttaşlarım,

Kel Ali’den, Kör Mehmet’ten ihtiyar kurul üyesi mi olur; köylü, işçi Meclise mi girer diyenlere karşı, Türkiye İşçi Partisi Meclise girecek ve halkın çocuklarını eşit şartlarla okutarak onların da yığın yığın öğretmen, mühendis, doktor olabileceğini gösterecektir. Halk, aydın, kol emekçisi, kafa emekçisi ayırımını ortadan kaldıracaktır. Hep birlikte uyanmak zorundayız. Ana meselelere gönül indirmeyenlerin elindeki bu bozuk düzen böyle gidemez, haberiniz olsun!..