TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI MEHMET ALİ AYBAR’IN 2. KONUŞMASI 9 Ekim 1965 Kardeşler, İşçi kardeş, ırgat kardeş, köylü kardeş, zanaatkârlıkla geçinenler, küçük esnaf kardeşlerim, subay kardeşlerim, Memurlar, emekliler, dar gelirliler, dullar, yetimler... Yarınımızın umudu Atatürkçü gençler, toplumcu aydınlar, Kardeşlerim... Koca Osmanlı Devleti’ni sermayedarlık düzeni yiyip bitirdi, İngiliz, Fransız, Alman emperyalizmi ve onların yerli ortakları, adamları, ajanları; yani, Galata bankerleri, sarrafları, Osmanlı Bankası, Kredi Liyonne, Doyçe Bank; bir ahtapotun kolları gibi Osmanlı Devleti’ne sarıldılar. İmtiyazlı Demiryolları Kumpanyaları, Rıhtım Şirketleri... Derken Kırım Harbi. Derken dış borçlar. Derken yeni yeni borçlar ve biriken faizler ve ödenmeyen borç faizleri. Derken, Muharrem Kararnamesi ve derken Duyunu Umumiye İdaresi; devlet içinde devlet yani... Derken, Boğaz’da yatan yabancı bandıralı zırhlılar. Ve bu arada özel teşebbüs eliyle kalkınma teraneleri tıpkı bugünkü gibi. Ve kapitülasyon imtiyazları; tıpkı bugünkü gibi. Ve birinci Dünya Savaşı; Alman emperyalizminin emri altında akıtılan 1,5 milyon gencimizin kanı. Derken, halkımızın sıçrayıp uyanışı; ölümsüz Atatürk’le el ele Kurtuluş Savaşı. Derken kurtuluştan tam 43 yıl sonra; içimizde gene imtiyazlı yabancı şirketler, içimizde gene yabancı ajanlar, simsarlar, komisyoncular; gene dış borçlar; ödenmeyen faizler, ödenmedikçe artan borçlar... Gene devlet içinde devlet; Duyunu Umumiye İdaresi benzeri, Amerikan Yardım Heyetleri, Konsorsiyum İdaresi; gene yabancı bandıralı zırhlılar, fazladan da Amerikan üsleri, gene kapitülasyonları andıran imtiyazlar. Ve gene özel teşebbüsle kalkınma teraneleri. Gene yabancı sermayeye övgüler, çağrılar. Gene Amerikan mandacılarının dölleri. Ve gene halkımızın dur, artık yeter diyen gür sesi. Kurtuluş Savaşımızdaki sesi... Kardeşlerim, Çok acı çektik. Çok ezildik. Yüzlerce yıl kanımızı verdik. Toprağımızı verdik. Üç kuruşumuzu verdik. Ağalara, beylere, içli-dışlı vurgunculara her şeyimizi sömürttük. Ama artık bitti. Bütün uğursuzluklar bitti. Sömürme düzeni çözülüyor. Çöküyor. Yarın 10 Ekim. Yeni bir gün doğuyor. Karanlıkları geride bıraktık. Yeni bir Türkiye’yi; çocukların güldüğü, yaşlıların çocuklara sevinçle baktığı, emekçilerin, namuslu insanların Türkiye’sini kurmaya başlıyoruz. İşte, Türkiye İşçi Partisi; senin uyanışın, senin umudun, senin ışıklı yarınlara gür bir nehir gibi akan hareketinle zafere yürüyor. Kardeşim, Sen artık biliyorsun. Kimin kimden yana olduğunu biliyorsun. Kimin toprağı ağalardan alıp sana dağıtacağını biliyorsun. Kim de topraklar üzerinde oturur biliyorsun. Kimin milli geliri hakça bölüştüreceğini; kimin de aslan payını aldığını biliyorsun. İşçilerimizi kimlerin kurşunlattığını biliyorsun. Kimin yurt kapılarını Amerikalılara açtığını; kimin petrolümüzü yabancılarla ortaklaşa sömürdüğünü ve kimin bunlara karşı çıktığını biliyorsun. Ve bildiğin içindir ki 10 Ekim’de ilk adımı atıyorsun; Türkiye İşçi Partisi’yle Büyük Meclis’e giriyorsun. Mardin’in Derik İlçesi; topraksızların, susuzların diyarı. Mardin’in Derik ilçesinde; Demirci Horin Usta, terzi Davut, ırgat Ali, ağaç gibi elleri, çatlak tabanları ve ışıl ışıl gözleriyle kapısının önünde Emine Bacı. Ve sizlerden binlercesi bizi, kurtuluşa inanmış insanların kararlı rahatlığı ile karşıladılar. “Toprağa kavuşacağız” dediler. “Suya kavuşacağız” dediler. “Çocuklarımızı okutacağız” dediler. “Bu sefalet ve, cehennem hayatı artık bitecek” dediler. Ve de hep bir ağızdan “Bağımsız ve mutlu olacağız” diye haykırdık. Ve bu ses yüz binlerin milyonların ağzında sevinçli bir türkü gibi gürleşerek; Doğu sınırlarımızdan, Ege kıyılarına, Meriç’e kadar; Karadeniz’den, Akdeniz’e kadar yankılar uyandırarak yayıldı. Kardeşlerim, Yarın 10 Ekim halkımızın iktidara ilk adımı atacağı gün. Oysa, hâlâ seni iktidardan uzak tutmak için çırpınanlar var karşında. Bu bozuk düzeni sürdürmek için diretenler var karşında. “Dağıtılacak toprak yok” diyenler var. “Yoksul köylüye toprak dağıtılması komünistliktir” diyenler var. “Petrollerimizi biz işletemeyiz” diyenler var. “Amerikan Kumpanyalarının imtiyazlarına ilişemeyiz” diyenler var. Yabancı sermayeye “Buyur” diyenler var. Amerika’ya “Otur, gitme” diyenler var. Yok kardeşler yok... Bu direniş sökmeyecek. Sömürücülük yürümeyecek. Görüyorsun çözülüyorlar. Görüyorsun güzel günlere gidiyoruz. Kardeşler, Türkiye İşçi Partisi; bir hareket, halkın kendi varlığını tanımasından doğan bir hareket, ikinci Kurtuluş Hareketimiz... Bak, nereden başladık nereye geldik... Bir avuçtuk, yüz binler olduk... Karşı konmaz hünerli ellerinle, sağduyunla, aklın ve mantığınla sen geliyorsun. Yarın Büyük Meclis’te artık sen konuşacaksın. Büyük Meclis’te hiç duyulmadık bir ses yükselecek artık. Nasırlı ellerin, aydınlık kafan ve korkusuz yüreğinle sen, Türkiye’nin emekçi aydın insanı; karanlıkları sen yırtacaksın. Dış politikada Atatürk yolunu yeniden sen tutacaksın. Milli bağımsızlığımızı çiğneyen bütün anlaşmaları feshedeceksin. Yurdumuzdaki Amerikan üslerini sen kaldıracaksın. Yurdumuzda hiçbir yabancı bayrak bir daha dalgalanmayacak. Ne Batı’nın ne Doğu’nun bayrağı... Milli savunmamızı, yabancıya muhtaç olmadan, daha da güçlendireceksin. Amerikalılara sömürtülen petrolümüze sen sahip çıkacaksın. Milletin malı olan petrolümüzü ve madenlerimizi iç ve dış sömürücülerin elinden sen kurtaracaksın. Yabancı sermaye talanına sen son vereceksin. Bu devlet kuruldu kurulalı hep fukaranın sırtına yüklenen vergi yükünü sen alacaksın. Ve verginin ağır yükünü zengine sen yükleyeceksin. Milli geliri hakça, herkesin emeğine göre bölüştüreceksin. Doğu’yu mahrumiyet bölgesi olmaktan sen kurtaracaksın. Fukara çocuklarını bedava okutacaksın. Köy Enstitüleri’ni, köylünün sırtına yük olmadan sen açacaksın. Ve planlı hızlı kalkınmayı sen gerçekleştirecektin. Fukarayı doktorsuz, ilaçsız, bakımsız bırakmayacaksın; hastane kapılarında süründürmeyeceksin. Herkese iş vereceksin. Artık kimseyi yarın korkusu içinde yaşatmayacaksın. Bu toprağın bütün evlatlarını; ırkları, dilleri, dinleri, mezhepleri ne olursa olsun; kaderde, kıvançta, tasada ortak kılacaksın. Hepsine tam vatandaş olmanın gururunu sen kazandıracaksın. Herkesi mal mülk sahibi edeceksin, ama kimsenin malına mülküne dayanarak başkasını sömürmesine, meydan vermeyeceksin. Ve en önemlisi; toprak hasretiyle yanan köylüleri toprağa sen kavuşturacaksın. Kardeşlerim, Biz Türkiye İşçi Partisi, senin partin, fukara partisi, emekçinin partisi; kapitalizme ve emperyalizme kesinlikle karşıyız. Biz bir toplumcu partiyiz. Toplumculuk, kula kul olmaya son vermek demektir. Köylünün toprağa kavuşması demektir, toplumculuk. İşçinin işe kavuşması demektir toplumculuk. Millet malı olan, millet eliyle işletilen koca fabrikalara kavuşmak demektir toplumculuk. Toplumculuk halkın efendiliği demektir... Emeğin en yüce değer olarak tanınması demektir toplumculuk. İnsanoğlunun kardeşçe dayanışarak çalışması demektir. Halkın gücüne sahip çıkması demektir. Toplumculuk hürriyet demektir. Toplumculuk ahlak demektir. Toplumculuk ilim demektir. Toplumculuk milli bağımsızlık demektir. Toplumculuk mutlu güzel yaşamak demektir. Toplumculuk yüzyıllarımızın düzenidir. Bütün esir milletlerin, sömürge halklarının biricik kurtuluş yoludur toplumculuk... Kardeşler, emekçiler, fakir fukara, korkusuz yürekli aydınlar... Kadın, erkekler, çilekeş çocuklar, beli bükük ihtiyarlar... Türlü zanaatlarla, ellerinin ince hüneriyle, gözlerinin nuru ile gece gündüz bu vatanı vatan yapanlar... Ey fakir fukara, mübarek halkımız... BU SEFER KURTULUŞ TAM OLACAK. KIRK HARAMİLERİN BİR DAHA YABANCILARLA ORTAKLAŞA BİZİ DİZE GETİRMESİNE MEYDAN VERMEYECEĞİZ. 10 Ekim’de ilk adımı atıyoruz. Türkiye İşçi Partisi Büyük Meclis’e giriyor. Emekçiler Meclis’e giriyor. Selama kalkın dostlar, kardeşler. Kara günleri arkada bırakıyoruz. YAŞASIN YARININ MUTLU TÜRKİYE’Sİ, YAŞASIN EMEKÇİ HALKIMIZ. |