Tarayıcınızda JavaScript özelliği kapalıdır!

TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI

MEHMET ALİ AYBAR’IN KONUŞMASI

25 Eylül 1965

İşçiler, Irgatlar, Azaplar, Fakir köylüler. Zanaatkârlar, Memurlar, Subaylar, Emekliler, Esnaflar, Toplumcular, Ezilen hor görülen eli nasırlılar, Çilekeş yurttaşlar.

Kardeşlerim,

Emekçilerin, toplumcuların partisi, Türkiye İşçi Partisi size sesleniyor. Sözümüz yalnız sizleredir.

Senin, yoksulluktan, açlıktan kurtulman için; senin, işsizlikten kurtulman için; senin, cahillikten kurtulman için; senin, korkusuz, horlanmadan başı dik yaşaman için; senin, çocuğunu okutman için; Senin, toprağa kavuşman, hastalığında doktora, ilaca, bakıma kavuşman için önce Türkiye’yi yeniden bağımsızlığa kavuşturman gerekiyor.

Kardeşlerim,

Babalarımız, dedelerimiz 43 yıl önce Milli Kurtuluş Savaşımızı zafere ulaştırdı. Milli Kurtuluş Savaşımızın zafere ulaşmasından 43 yıl sonra, bugün, biz hepimiz; millet olarak, halk olarak ve emekçiler olarak Milli bağımsızlığımızı, istiklalimizi yeniden kazanmak zorundayız.

Kardeşlerim,

1947 yılından beri Amerika Birleşik Devletleri, yardım bahanesiyle yurdumuza adım adım girmiş ve yerleşmiştir. ‘Bugün, 35 Milyon metre karelik vatan toprağı Amerikan işgal altındadır. Bu üslerde Amerikan bayrağı dalgalanır. Ve bu üsler, Anayurt toprakları üzerinde birer küçük Amerika’dır. Bu üslere Türk polisi giremez. Bu üslere Türk hâkimi giremez. Türk subayı, Türk bakanı bile giremez.

Bildiğiniz gibi, Amerikalılar yardım heyetleri halinde gelip, önce başkentimize yerleştiler. Bugün hemen her devlet dairesinde, hemen her bakanlıkta uzman adı altında adamları vardır. Bugün hemen hiçbir devlet işi yoktur iki, Amerika’nın haberi olmasın. Çünkü, Amerikalının her yerde, yurdumuzun her yerinde gözü, kulağı vardır.

Kardeşlerim,

Amerika yalnız politik hayatımıza el atmakla kalmadı. Baskılar yalnız politik alanda kalmadı. Politik alandaki baskıların nereye kadar vardığını, nereye kadar gittiğini Kıbrıs buhranında hep gördük. Amerika, yalnız politik hayatımız üzerinde baskı kurmuş değildir. Amerika, aynı zamanda iktisadi hayatımızı da hâkimiyeti altına almıştır. 1947’den beri dış borçlanma ve yardım mihveri etrafında dönmeye başlayan iktisadi hayatımız, gittikçe bozulan bir dengesizlik içinde bocalamaktadır. Bu iktisadi gidiş, Türkiye’yi daha bağımlı bir duruma düşürmüştür. Ayrıca hâkim sınıflarımız;, yani toprak ağaları ve yabancıya aracılık eden sermaye çevreleri bu dış yardımlar sayesinde güçlerini ve nüfuzlarını artırmışlardır. Zaten, memleketin böylesine bir iktisadi çıkmaza düşmesine bu sınıf ve zümreler sebep olmuştur. Buna karşı sen emekçi kardeşim, gittikçe daha yoksul, daha çaresiz kaldın. Bunun yanı sıra Amerikalılar ve diğer yabancılar, sırf kendi çıkarlarını gözeten işlere de girişmişlerdir. Bunun en açık örneği, Petrol davasıdır.

Kardeşlerim,

Amerikalılar, Milli servetlerimizden en değerlisine, petrolümüze el atmışlardır. 1954 yılında bir Amerikalının hazırladığı petrol kanununa dayanan Amerikan petrol kumpanyaları, petrol kaynaklarımıza el koymuşlardır. Ve böylelikle, biz kendi yurdumuzda, kendi petrolümüzü serbestçe arayamaz, işletemez duruma düşürüldük. Amerikan petrol kumpanyaları, bu konuda Hükümetimiz tehdide bile cüret ettiler. Ve de en korkuncu, bugün en yüksek sorumluluk yerinde bulunanlardan bir kısmı, Amerikan kumpanyalarının adamları gibi konuşuyorlar. Petrol kumpanyalarının imtiyazlarına dokunamayız, diyorlar: Bunlar, kanunla verilmiş haklardır, diyorlar; geri alınamaz diyorlar; geri alınırsa gasp olur diyorlar.

Oysa biz, Milli Kurtuluş savaşı vermiş bir milletiz. Ve de Atatürk zamanında nice imtiyazlı yabancı şirketi, kanunla millileştirmişizdir.

Kardeşlerim,

Bu durum karşısında senin birinci vazifen memleketi yeniden bağımsızlığa kavuşturmaktır. Biz,;, yani emekçi Halkımız, yani dünya milletlerine, esir milletlere ilk kurtuluş yolunu açmış olan, cefakeş, emekçi halkımız yani, hepimiz yedisinden yetmişine, kadın erkek, yeniden seferber olacağız. Zira yeniden bir Milli Kurtuluş Hareketi içindeyiz.

Biz Türkiye İşçi Partisi olarak halkımızla el ele, bizi bağımlı duruma düşüren bütün anlaşmaları, bütün sözleşmeleri feshedeceğiz. Amerika’ya imtiyaz tanıyan ikili anlaşmaları feshedeceğiz. Bağımsızlığını çiğneyen anlaşmalardan kurtulmak, bir milletin en tabii, en kutsal hakkıdır. Bu hakkımıza mutlak sahip çıkacağız. Türkiye hiçbir devletin peyki, uydusu durumuna düşürülemez. Amerika ne yoldan içimize girmişse, aynı yoldan dışarı çıkarılacaktır. Eksik olsun böyle yardım, istemiyoruz.

Bu hem millet olarak haysiyetli yaşayabilmemiz, hem de kalkınıp ilerleyebilmemiz için başta gelen şarttır. Emekçi kardeşlerim, her iş buna bağlıdır;, yani bağımsız olmamıza... Toprak reformu yapmamız, yani senin toprak sahibi olman buna bağlıdır;, yani bağımsız olmamıza... Hızla sanayileşmemiz buna bağlıdır;, yani bağımsız olmamıza... Dış ticareti, Bankacılığı, Sigortacılığı, millileştirmemiz, buna bağlıdır;, yani bağımsız olmamıza... çünkü kardeşler, bağımlı olmak demek millet yararına “halk yararına olan bütün bu işleri yapmak kudretinden yoksun olmak demektir.

İşçiler, Fakir köylüler. Zanaatkârlar, Dar gelirliler, Ezilen hor görülen kardeşler, Atatürkçü gençler, Subaylar, Memurlar, Yurttaşlar...

Şimdi size Türkiye İşçi Partisi iktidara geldiğinde neler yapacağını, muhalefette kalırsa da nelerin yapılmasını zorlayacağını bir bir anlatacağım.

Kardeşlerim,

Türkiye İşçi Partisi’nin görüşüne göre; Türkiye, Kapitalist yoldan kalkınamaz. Türkiye, özel teşebbüs eliyle kalkınamaz. Biz, Kapitalizme karşıyız ve bunu açıkça söylüyoruz. Çünkü Kapitalizm bizi bağımlı tutan iktisadi bir sistemdir. Çünkü özel teşebbüs emekçinin sömürülmesi esasına dayanır.

Türkiye, kapitalist bir yolla kalkınabilseydi 150 yıldan beri yapılan çabalar, veya hiç değilse, Cumhuriyet kurulduğundan beri yapılan çabalar meyvelerini verir ve Türkiye bugün tam kalkınmış ileri bir toplum haline gelirdi. Oysa bu yol bizi bugünkü çıkmaza getirmiştir.

Hızla kalkınmanın şartı bir sanayi ülkesi olmaktır. Bunun başka yolu yoktur. Geri kalmış toplumlarda sanayileşme ancak halk yararına işleyen planlı bir ekonomi düzeninin kurulmasıyla mümkündür. Böyle bir ekonomi düzeninde halk yararına işleyen kamu sektörü ağır basar. Ve bütün Milli Ekonominin itici ve düzenleyici kuvveti olarak iş görür. Özel sektör ise Milli Ekonominin gelişmesinde, önemi gittikçe azalan, yardımcı bir unsur haline gelir.

Kardeşler,

Bir sanayi memleketi olmak için, her şeyden evvel köklü dönüşümlerle memleket ekonomisini kapitalist olmayan bir yola sokmak lazımdır. Bunun için de, gene her şeyden evvel, emekçilerin iktidara gelip, bu köklü dönüşümleri yapmaları şarttır.

Kardeşler,

Biz adeta şah damarı kesilmiş bir insana benzeriz. Kanımız akıp gider. Hangi yoldan? Dış ticaretle.

Şu halde akıllı bir insanın yapacağı ilk iş bu, kesilen şah damarını dikmektir. Bu da dış ticaretin, bankacılığın, sigortacılığın millet malı olarak, millet yararına, millet eliyle işletilmesi demektir.

Türkiye İşçi Partisi iktidara gelir gelmez, ilk yapacağı iş Dış Ticareti Millileştirmek olacaktır.

İkinci yapacağımız iş: Topraksız köylümüzü veya toprağı yetmeyen köylümüzü topraklandırmaktır.

Biz açık konuşan insanlarız. Emekçinin diliyle konuşuyoruz. Türkiye İşçi Partisi, iktidara gelir gelmez topraksız köylüye ve toprağı yetmeyen köylü ailelerine, toprağı olanların elinden, Anayasanın emrettiği gibi alıp dağıtacaktır. Ağaların elinde en çok 500 dönüm bırakılacaktır. Bu işi Köy Kurulları yapacaktır.

Köylerde topraksız köylüler, Toprağı yetmeyen köylüler Kurullar teşkil edecekler ve merkezden gelecek uzmanlarla el ele vererek toprak reformu kanunu uygulayacaklardır.

Kardeşler,

Mesele yalnız ekonomik kalkınmamızı sağlamak değildir. Halkımız insanca yaşamaya tüm olarak susamıştır. Türkiye İşçi Partisi’nin programında eğitim ve kültür işleri, ekonomi işleri kadar önemle ele alınmıştır. Ve esasen ekonomiyle kültür işleri birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Fakir, fukara çocukları okumak ve yetişmek fırsatı eşitliğine kavuşturulacaktır. Kabiliyetli fukara çocukları üniversite dâhil parasız okutulacaktır. İşçisi köylüsü için gece kursları, halk Akademileri açılacaktır. Ve herhalde yurdumuzda okuma yazma bilmeyen vatandaş kalmayacaktır.

Bunlar gibi her vatandaşın ev bark sahibi olması da bizim için çözülmesi şart olan davalardan biridir. Türkiye İşçi Partisi iktidarı gecekondular sefaletine ve mağaralarda yaşamak durumunda bırakılan vatandaşların ıstırabına mutlaka son verecektir.

Beri yandan yoksul vatandaş da doktora, ilaca, ve bakıma kavuşturulacaktır.

Bugün olduğu gibi bir vatandaşımız, fakir ve arkasız olduğu için, hastahane kapılarında süründürülmeyecek, ilaçsız, doktorsuz bırakılmayacaktır.

Kardeşler,

Bütün bu saydığım işler senin yararına olan şeylerdir. Ve bugüne kadar bir türlü gerçekleştirilememiş olan işlerdir. Senin yararına olan bu işlerin yapılabilmesi için senin yurt işlerinde söz ve karar sahibi olman gerektir. Yani senin Meclise girmen, senin partin olan Türkiye İşçi Partisi’ni Meclise sokman gerektir.

Kardeşler, Türkiye İşçi Partisi’nin aday listelerinde senden 382 aday var. Bunun 216’sı kol emekçisi, işçi, ırgat, fakir köylü, zanaatkâr, şoför, kunduracı, esnaf. Geri kalan 166’sı da; senin yoluna yüreğini ve kafasını koymuş korkusuz kafa işçileri aydınlar. Ve hemen söyleyeyim ki, bu listelerin ilk dört sırasından, yani seçilebilecek yerlerde 91 kol emekçisi var. Öbür partilerin listelerinde ise, senden hiç kimse yok. Zaten olamaz da, çünkü onların listelerine girebilmek için 5000 lira 4000 lira gibi senin hiçbir zaman ödeyemeyeceğin bir para ödemek gerek. Bunun içindir ki, onların listeleri toprak ağaları, aracı tüccarlar, mütayitler, fabrikatörlerle doludur. Onların menfaatlerini kollayan avukatlar, mühendisler ve doktorlarla doludur. Aday listelerini bu bakımdan iyice incele ve oyunu bundan sonra ver.

Kardeşlerim,

Türkiye İşçi Partisi 10 Ekimde senin uyanık oylarınla senin temsilcilerini mutlaka Meclise sokacaktır. Ve halkımızın öz temsilcileri, ister iktidarda, ister muhalefette olsunlar, senin yıllardır beklediğin ve bir türlü yapılmayan işlerini yapacaklardır. Ya da yapılması için direneceklerdir.

Şimdi sana Türkiye İşçi Partisi’nin yapacağı işleri sayayım:

- Türkiye İşçi Partisi milli bağımsızlığımıza gölge düşüren bütün antlaşmaları feshedecektir. Türkiye’nin dış politikasını Atatürk dış politikasına döndürecektir.

- Yurdumuzdaki bütün yabancı üsleri kaldıracaktır.

- Dünya barışının kurulması için silahsızlanma meselesinin çözüme bağlanmasında gerçekten gayret sarf edecektir.

- Eşitlik, karşılıklı menfaat ve saygı esasına göre, başta komşularımız olmak üzere bütün dünya devletleriyle dostluk münasebetleri kuracaktır.

- Türkiye İşçi Partisi Kıbrıs meselesinde, yabancı üslerden temizlenmiş ve milletlerarası denet altında silahsızlandırılmış Türk ve Rum topluluklarının eşit haklarına dayanan bağımsız, federatif bir Kıbrıs devleti tezini savunmaktadır.

- Milli Savunma gücümüzü daha da artırarak yurt topraklarının ve Cumhuriyetimizin korunmasında en etkin bir seviyeye çıkaracaktır.

- Toprağı olmayan ya da yetmeyen köylülere parasız toprak dağıtacak ve tapularını ellerine verecektir. Toprak ağalarının elinde en çok 500 dönüm bırakılacaktır.

- Tarımda verimi artırmak için köylülere her türlü teknik ve mali yardımda bulunulacaktır. Köylü, tefecinin ve aracı tüccarın elinden kurtarılacaktır.

- Petrol kanunu yürürlükten kaldırılacak verilen imtiyazlar kanunlarla geri alınacaktır. Milletin malı olan petrolümüz ve madenlerimiz iç ve dış sömürücülerin elinden kurtarılacak, millet malı olarak halk yararına işletilecektir.

- Demir Çelik Sanayi millet malı yapılacak ve bu gibi işletmeler halkın eliyle, işçilerin denetiminde, halk yararına çalıştırılacaktır.

- Yabancı sermayeyi teşvik kanunu derhal yürürlükten kaldırılacaktır. Yabancı şirketler millileştirilecek, Ortak Pazar’dan çıkılacaktır.

Türkiye İşçi Partisi kapitalizme karşıdır. Türkiye İşçi Partisi halktan, emekten yana ve halkın doğrudan doğruya denetimine ve yönetimine katıldığı bir planlı ekonomi sistemi uygulayacaktır. Bu sistemde halk yararına olan kamu sektörü ağır basacaktır. Özel sektör, planın ön gördüğü yatırım hedeflerine uygun olarak çalışacaktır. Ve milli ekonominin yararlı bir kesimi haline sokulacaktır.

- Vergi adaleti mutlaka sağlanacaktır. Verginin ağır yükü zengine yükletilecek, herkesten kazancına göre vergi alınacaktır. Asgari ücretten vergi alınmayacak ve bu ölçü bütün kazançların vergi indiriminde esas alınacaktır.

- Tasarruf bonoları kaldırılacaktır.

- Toplu sözleşme, grev, sendikalar, iş, Sosyal Sigorta kanunları, Anayasaya tam uygun bir şekilde, yani işçinin yararına değiştirilecektir. Lokavt yasaklanacaktır.

- Haftada 40 saat çalışma esası uygulanacaktır ve bu çalışma süresi için işçiye ailesini insanca yaşatabilecek bir ücret ödenecektir.

- Ücretler Oynak Merdiven sistemine göre düzenlenecektir. Yani, hayat pahalılaştıkça ücretler de otomatik olarak artacaktır.

- İşsizlik sigortası kurulacaktır ve bütün yaşlılara emeklilik hakkı tanınacaktır.

- Herkes sosyal sigortalardan yararlandırılacaktır. Tarım işçisinin teşkilatlanması, toplu sözleşme ve grev haklarını şehirli işçi gibi kullanabilmesi imkânları sağlanacaktır.

- Sosyal sigorta fonları yalnız emekçiler yararına kullanılacak iş verenlere kredi olarak verilmeyecektir.

- Eğitim eşitliği sağlanacaktır. Bu maksatla kabiliyetli halk çocukları bütün ihtiyaçları devlet tarafından sağlanarak üniversiteyi bitirene kadar okutulacaktır.

- Köy enstitüleri açılacaktır.

- Milli Eğitim ve kültür yabancı devletlerin her türlü nüfuzundan kurtarılacaktır. Kültür ve sanat müesseseleri halkın istifadesine açılacaktır.

- Türkiye İşçi Partisi Doğu ve Güney Doğu bölgelerinin kalkınmasına öncelik verecektir.

- Türkiye İşçi Partisi bütün temel hürriyetlere saygılıdır. Ve herkesin saygılı olmasını sağlayacaktır. Özellikle dini, felsefi ve siyasi inançların tam özgürlüğü gerçekleştirilecektir. Kamu düzenine aykırı olmamak ve politikaya alet edilmemek şartı ile bütün vatandaşlar dini ve felsefî inançları bakımından bugünden çok daha hür olacaklardır.

- Türkiye İşçi Partisi mülkiyet ve miras haklarını tanır. Ancak, hiçbir kimsenin malına mülküne dayanarak başkalarını sömürmesine müsaade etmez.

Kardeşler,

Şimdi toplumculara kimlerin, neden iftiralarla, taşlar ve sopalarla saldırdıklarını anlıyorsun değil mi? Çıkarcılar, kurulu düzenin bozulmasını istemeyenler, toplumcuları kötülerler.

Bunlar ırz, aile düşmanıdır, bunlar hürriyet düşmanıdır, bunlar vatan düşmanıdır derler. Sen uyanmayasın diye her yalanı söylerler, sana bindiğin dalı kestirirler.

Ama artık ne yapsalar nafiledir.

Gün ışıdı ışıyacak. Çünkü sen, emekçi sen akı karayı artık ayırt etmeye başladın. Bu partiyi bir avuç emekçi kurdu ve 51 ilde de gene onlar, işçiler, köylüler kurdular, geliştirdiler.

Türkiye İşçi Partisi dört buçuk yılda büyük zorluklarla karşı karşıya kaldı. Fakat onu kuranlar, geliştirenler, yani yürekli yiğit emekçiler, yani yürekli yiğit aydınlar partilerini taşlı, sopalı saldırılara ve tekmil baskılara karşı korudular. İşte onların sayesindedir ki bu güne eriştik.

51 ilde seçimlere katılıyoruz. Türkiye İşçi Partisi Çığ gibi gelişiyor. Ve bu seçimlerde senden olanlar Büyük Meclis’e girecekler ve güzel, mutlu günler başlayacak. Emekçinin baş tacı olduğu, ailesi, çoluğu çocuğuyla efendice mutlu günler sürdüğü, ileri, toplumcu, bağımsız Türkiye’yi el birliği ile mutlaka kuracağız.,

YAŞASIN EMEKÇİLER

YAŞASIN TÜRKİYE