YAZAR ÇETİN ALTAN’IN 2. KONUŞMASI 8 Ekim 1965 Büyük Türk milleti, Gözümüzü kırpmadan ortaya serdiğimiz gerçekler önünde birdenbire dış cilası dökülen ve içindeki korkunç sömürücü iskelet rakam rakam ortaya çıkan bazı vurguncu siyaset şebekeleri, ciğeri kaparken suç üstü yakalanmış kendilerinin git gide bir köşeye doğru sıkışmakta olduklarını sezmekten doğan hırçınlığıyla Türkiye İşçi Partisi’ne saldırmaktadırlar. Bunlar Türkiye’yi yiyen ve batıran bir sömürücüler düzeninin insanlarıdır. Bunlar, iç ve dış sömürücülüğe karşı çıktığımız için bize saldırmaktadırlar. Saldırmaları boşunadır. Çoktan pazara çıkmış ipliklerini Türk halkı önünde tekrar lif lif çözmeye devam edeceğiz. Mesela kimdir şu AP’nin başındaki kişi? Bu kişi, Amerikan Casusluk Teşkilatı Başkanı General Porter’in İsmet İnönü’nün daha bağımsız dış siyaset gütme eğilimi karşısında Türkiye’de yeni bir başbakan aradığını açık açık ilan ettiği sırada 3 gün içinde AP başkanlığına oradan da başbakan yardımcılığına sıçramış bir Amerikan firması komisyoncusudur. Bunu el birliği edip bu mevkie getirenler kimlerdir? İktidarı ele geçirmeye çalışan bu Amerikan markalı kişinin ve çevresinin Türk milli menfaatlerini koruyacağı, fakir halkımıza hizmet edeceğiz düşünülemez. Düşünülemez, çünkü: Başkanları Morrison firması temsilcisi iken bu şirketin 11 milyon olan zararını devlete, yani fakir fukara halkımıza 80 milyon olarak sokuşturmaya kalkmış ve Amerikan şirketi ile kişisel çıkarına Türkiye’nin yüksek menfaatlerini feda etmiştir. Amerikan petrol şirketlerinin avukatlığını yapmış Petrol şirketlerinin %35 fazla kârını indirmeyi ve Amerikalı Max Ball’ın hazırladığı ve Amerikan baskısıyla vaktiyle eski iktidara kabul ettirdiği Petrol Kanunu’nu değiştirmeyi reddetmiş bunu Amerika’nın Türkiye’deki imtiyazlarına karşı bir gasp olacağını söylemiştir. AP Başkanı Morrison firmasının Türk işçilerini ezmesine ön ayak olmuş ve Amerikalı sendikacı Talmayer dahi kendisine karşı Türk işçilerinin haklarını korumak zorunda kalmıştır. Dış ve iç sömürücülerin belli başlı adamları olan bu çeşit insanlar için Türk halkının yüksek menfaatlerini çiğnemenin hiçbir önemi yoktur. Onlar sadece bir şeyi düşünürler. Bu kapkaç düzenini devam ettirmeyi, açıktan milyonlar kazanmayı ve daha çok kazanmayı... Bunlar bir ayak üstünde bin yalanın belini büken adamlardır. Bizzat kendileri Amerikan iş çevrelerince pek tutulduklarını övüne şişire açıklamakta ve Türkiye gibi git gide bir Amerikan sömürgesi yapılmaya çalışılan bir ülkenin başına biçilmiş kaftan sayılacaklarını ilan etmektedirler. Bunlar Amerikan şirketleri lehine Petrol Ofis’inin gelişmesini kasten baltalamakta ve yeni istasyonlar açmasını önlemektedirler. Bunlar Ergani Bakır Madenleri’nin genişletilmesi işini 200 milyon liraya Amerikan firmalarına ihale etmeyip devlet eliyle 40 milyona bizzat çıkarmaya çalıştığı için Ergani Maden İşletmesi müdürünü işten atmaya kalkmışlardır. Bunlar kendi kişisel, çıkarlarını bir devlet yönetme düzeni, haline sokmak isteyen kişilerdir. Tütünleri ucuza kapatılıp, ekicilerin perişan edilmesi, bankalardan alınan kredilerin tefecilik yoluyla köylüleri sömürmek için kullanılması, devlet fabrikalarından peşin peşin kapatılan çimentoların, demirlerin %50’ye %80’e yakın kârlarla satılması, yabancılarla aynı vurgun amacıyla ortaklıklar kurulması hep bu çıkarcılar çevresinin marifetleridir ki bunun son halkaları senin köyüne senin mahallene kadar inmektedir. Bunların sana kadar inen ve seni sömüren küçük uçlarını sen tanırsın. Bu sömürücülük yukarıya doğru bütün Türkiye’yi sararak daha büyür. Ey Türk Halkı; Bunların hepsi teker teker birer ihanet değil de nedir? Bu ihanetlerin salkım saçak ortaya dikilmesi karşısında bunlar Türkiye İşçi Partisi’ne karşı vicdan, izan ve insafın kabul edemeyeceği derecede aşağılık bir tezvirat kampanyası açmışlardır. Halkın gerçekleri görmesini önlemek ve, karanlıkta yukarda saydığımız cinsinden hainane dolaplar döndürmek için türlü dergi, kitap, gazete ve broşürlerle Türkiye İşçi Partisi’ni halkın bu biricik umut ve kurtuluş yolunun Komünist Partisi olduğunu ve içinde komünistler bulunduğunu yaymakta ve halkı partimizden uzaklaştırmak umut ve hırsıyla her türlü denaete başvurmaktadırlar. Ve bu hınç ile halkın ahlak ve din duygularını partimize karşı gıdıklamaya savaşmaktadırlar. Kendi adi soygunlarını ortaya koyduğumuz ve dış sömürücülerle ortaklıklarını madde madde sıraladığımız için fısıltı halinde bizim Rus ajanı, ırz, aile ve din düşmanı olduğumuzu yaymaktadırlar. Bütün bunlar yalandır. Bütün bu tezvirleri boş bir eldiven gibi ne idüğü belirsiz veya pek belirli olan bu kişilerin suratına çarpıyoruz ve onlar yalan ve tezvirlerini ispatsız dedikodularıyla kıvrıla büküle solucan gibi dolaşırlarken biz onların birer dış sömürücü maşası olduğunu mantığın vitrininde teşhir ediyoruz. Ve de onlar hakkında dava açıyoruz. Ey utanmadan Türkiye İşçi Partisi’nin komünistler tarafından kurulduğunu ve milletvekili adayları arasında komünistlikten hüküm giymişlerin bulunduğunu yayanlar. Türkiye İşçi Partisi’ni 12 işçi sendikacı kurmuştur. Bunların hüküm giymek şöyle dursun haklarında bu konuda en küçük bir kovuşturma dahi açılmış değildir. Adaylarımız arasında komünistler olduğu tezviratına gelince, bu da yalandır. Zaten böyle bir şey olsaydı Yüksek Seçim Kurulu bu gibilerin adaylıklarını iptal ederdi. Sonra şunu da sormak isteriz, utanmadan bu yalanları uyduracağınıza neden Türkiye İşçi Partisi’nin adayları hakkında Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmadınız? Başvuramazsınız, çünkü siz adaletin huzuruna ancak hesap vermek için çıkacaksınız. Siz de memleket yöneteceksiniz değil mi? Böyle karanlıklarda irin kusarak ve karanlıklar da insanların haklarını karmanyolaya getirmeye çalışarak... Ayrıca ne dereceye düşmüş insanlar olmalısınız ki, komünist diye yayınladığınız listelere Türkiye İşçi Partisi’ne kayıtlı olmayanların da adlarını ekliyorsunuz. Bütün derdiniz halkı yanıltmak, halkın doğruları görmesini ve sizlerin gerçek yüzlerinizi öğrenmesini önlemek. Boşadır çabalarınız. Sizleri penseyle yakalanmış bir kurbağa yavrusu gibi daldığınız bataklıktan çıkartacak ve halka bütün kirlerinizle daima teşhir edeceğiz. Türkiye İşçi Partisi’nin ne kurucuları, ne üyeleri, ne adayları arasında komünistlikten suçlu bir tek insan yoktur. Hepsi de halkın mutluluğu ve Türkiye’mizin bağımsızlığı uğrunda savaşmış ve savaşmakta olan öncülerdir. Ama sizler, sizler halk düşmanlarısınız. Yabancı sömürücülerin can ciğer adamlarısınız. Bunların hesabını her yerde, her zaman halk ile birlikte sizden soracağız. Aynı paralelde konuşarak birkaç oy fazlası sağlamaya çalışan öteki parti sözcülerine fazla bir şey söyleyecek değiliz. İnsanlar siyasi ihtiraslarını riya ve yalan taşlarında biledikleri ölçüde körlenir ve küçülürler. O haris kişileri de bu körleniş ve küçülüşleriyle baş başa bırakırız. Bunların tümü halkı kandırıp gününü gün etme sistemine bağlı insanlardır. Ve kişisel bozuklukları bağlandıkları sömürme düzeninden gelmektedir. Evet, bu millet malını yeme düzenidir. Ve onun için bütün yiyiciler bu düzenden yanadırlar. Bunların hepsi Anayasa’nın halk çıkarları uğruna uygulanmasına, ağa topraklarının köylüye dağıtılmasına, dış ticaretin, bankacılığın, sigortacılığın millileştirilmesine karşıdırlar. Vergi yükünün zenginlere yükletilmesine karşıdırlar. Anayasamızın işçilere, emekçi halkımıza tanıdığı haklara karşıdırlar. Demokrasiye karşıdırlar. Zonguldak’ta bunlar 60 kuruş için işçileri kurşunlatanlardır. Şu sırada çevrilen dolapların açığa çıkmasını önlemek gayreti içinde bütün namuslu insanlara taşla, sopayla, yalan ve iftirayla saldırmaktadırlar. Ama bu sahtekârlar, bu vurguncular, bu yabancı ajanları başarıya ulaşamayacaklardır. Çünkü halkın gözleri açılmaktadır. Halk düşmanlarından Büyük Millet Meclisi’nde mutlaka hesap sorulacaktır. Her yıl milli gelirden 5 milyara yakın bir haksız kazancı cebine indirenlerden ve 2,5 milyar vergi yerine ancak 300 milyon vergi ödeyenlerden mutlaka hesap sorulacaktır. Bunları koruyanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Ereğli Demir Çelik yolsuzluğunun hesabı sorulacaktır. Petrol rezaletinin hesabı sorulacaktır. Yolsuz ihalelerin, komisyonların, hesabı sorulacaktır. Vergi kaçakçılıklarının hesabı sorulacaktır. Hazine toprakları yağmasının hesabı sorulacaktır. Türk halkının alın terini sömürenlerden ve yabancılara sömürtenlerden mutlaka ama mutlaka hesap sorulacaktır. Sahtekârlar, iftiracılar ve bütün talancılardan hesap sorulacaktır. Türk halkı bu sefer bunun için kendisi Büyük Meclis’e giriyor. Ve Türkiye İşçi Partisi’ni bunun için Büyük Meclis’e gönderiyor. |